Tarihçesi ve Kökeni
Kereviz sapı, kökeni Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına uzanan kereviz bitkisinin taze ve aromatik bölümüdür. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde kereviz, hem kökü hem de yapraklarıyla birlikte değerlendirilmiş; özellikle sap kısmı ferahlatıcı aroması nedeniyle tercih edilmiştir. Anadolu mutfağında kereviz daha çok kök formuyla bilinse de son yıllarda kereviz sapı, hafif mutfak anlayışıyla birlikte yeniden keşfedilen bir bileşen hâline gelmiştir. Günümüzde kereviz sapı, modern mutfakların vazgeçilmez ferahlatıcı sebzeleri arasında yer alır.
Bilimsel Besin Profili
Kereviz sapı, düşük kalorili ve yüksek su oranına sahip bir sebzedir. İçeriğinde C vitamini, K vitamini, potasyum, folat ve lif bulunur. Aynı zamanda çeşitli flavonoidler ve uçucu yağ bileşenleri içerir; bu bileşikler kereviz sapına karakteristik aromasını verir ve antioksidan özellikleriyle ilişkilendirilir. Yüksek lif içeriği sindirim sistemini desteklerken, doğal sodyum içeriği sayesinde elektrolit dengesine katkı sağlayan sebzelerden biri olarak öne çıkar.
Mutfakta Kullanım Alanları
Kereviz sapı, mutfakta özellikle ferahlatıcı ve çıtır dokusuyla kullanılır:
- Çiğ olarak salatalarda çıtır bir yapı sunar
- Smoothie ve yeşil içeceklerde ferahlatıcı etki sağlar
- Çorba ve soslarda aromatik bir temel oluşturur
- Sandviç ve dürümlerde tazelik katar
- Sebze tabaklarında atıştırmalık olarak değerlendirilir
Bu kullanım çeşitliliği, kereviz sapını hafif ve dengeli beslenmenin önemli bileşenlerinden biri yapar.
Kereviz Sapı En Güzel Neyle Gider?
Kereviz sapı, özellikle limon ve zeytinyağıyla birleştiğinde ferahlatıcı karakterini en iyi şekilde ortaya koyar. Yoğurt bazlı soslar ve humus gibi baklagil ezmeleriyle güçlü bir uyum yakalar. Tavuk ve balık gibi hafif proteinlerle birlikte dengeli tabaklar oluşturur. Baharat tarafında karabiber ve kişniş kereviz sapının tadını tamamlayan zarif dokunuşlar arasında yer alır. Kereviz sapının en önemli özelliği, tabağa hafiflik ve canlılık kazandırmasıdır.






